Ana içeriğe atla

1 Mayıs işçi bayramı - Antalya ili Konyaaltı ilçesi Beach Park


 Bugün 1 Mayıs işçi bayramı. 

            Bir kesim bugün çalışırken bir kesim tatil yapıyor. Ben  ise tatil yapanlardanım. Şuan bu satırları Antalya ili Konyaaltı ilçesi Beachpark'tan yazıyorum. 

              Yukarıdaki fotoğrafı da şimdi çektim. Hayatta en çok sevdiğim şeyler motor sürmek, kahve içmek, yazmak ve kitap okumak. . Tabi ki her zaman bu sevdiğim etkinlikleri yapmam mümkün olmuyor.  Yaşamak için aç kalmamamız, aç kalmamak içinde işimize sıkı sarılmamız gerekiyor. :o)

               Hava durumu bugün için %100 yağmur gösteriyordu, yolların kapanacağı hususunda ise uyarı geldi, ama gene de riske alıp motorumla sahile geldim, hava çok rüzgarlı olsa da sahilde bir kafede oturmayı seviyorum.

            Eskiden olsa asla tek başıma dışarı çıkamaz,  yalnız oturamazdım, nedendir bilinmez sürekli tek oturmak beni tedirgin ederdi, bu durumu nasıl aştığımı inanın bilmiyorum. Belki de yaş ilerledikçe kimseye muhtaç olmaman gerektiğini, kendinle barışık olursan hayat daha güzel çekilebilir bir hal aldığı gerçeğiyle yüzleştim. 

            Bazen bağımlı olduğumuz şeylerden ya da kişilerden vazgeçmemiz , bazen de risk alıp, hayatı olduğu gibi kabul etmemiz gerek. Her zaman yanımızda birileri olmak zorunda değil, olamaz da. Aynı şekilde biz de her zaman birilerinin yanında olamayız. 

            Yaş ilerledikçe benim hayata olan düşüncem hayli değişti. Bu dünyaya yalnız geliyoruz ve yalnız gideceğiz. Aile bireyleri sadece bu serüvende aracı konumunda olmaktadır. 

            

                
                    

            Şu fotoğraftaki yaş gruplarına bakın. Çocuk özgüvenli şekilde paten kullanıyor, orta yaştaki insan bisiklet biniyor, birisi tek başına kamp sandalyesine oturmuş denizi seyrediyor, sol tarafta birkaç kişi ayakta sohbet ediyorlar.  Herkesin kendince bir meşgalesi var. Bugün kendime kazanım olarak gördüğüm en güzel şey bu fotoğraf karesini ölümsüzleştirmek oldu. 

            Aslında bugünkü yazmak istediklerimi tek bir fotoğrafa sığdırmış oldum. Demin de dediğim gibi  hayata yalnız geleceğiz ve bu hayattan yalnız gideceğiz. Hiç kimseden beklentiye girmemek gerek. Anın tadını çıkartın, kendinizi mutlu etmeye bakın. Şimdilik sizlere hoşçakalın diyerek veda ediyorum. 

           Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle...

            

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hoşgeldim, hoşgeldiniz.

     İnsan bu çağda ne aradığını, neyle karşılacağını, nasıl yaşayamak istediğini tam olarak bilemiyor, bilmek istiyor ancak gerçekler tatlı da olsa acı da olsa yüzleşmekten korkuyor.       Sahi neden iyi kötü şeylerle yüzleşmekten korkarız. Tam anlamıyla gerçek benliğimiz nedir ? Hatta karşılaştığımız durumlarda bazen nasıl tepki vermemiz gerektiğini de bilemiyoruz.       Çevremizde bir çok insan tam olarak nelerden hoşlandığını, nasıl mutlu olmak istediğini bilmiyor. Hep hayattan beklentiye giriyor, daha çok para, daha çok özgürlük, daha çok sevilmek. Olmayanı hayal ediyor,  bulunduğumuz durumdan zevk almak yerine hep ileriye dönük hayaller kurarak anı kaçırıyoruz. Bu sebeple kendimizi sorgulamaktan da çekiniyoruz.  İşte bu blog da böyle doğdu: birikmiş duyguların, yaşanmışlıkların, sorgulamaların ve bazen de sadece bir iç çekişin sonucu. Kendimi tanıtarak başlayayım. 40 yaşındayım. Hayatım boyunca bir çok rolün içerisin...

İnsan, insanoğlu, yaşanmışlıklar, hayata bakış açısı

      İnsanoğlu ne garip!   Seninle aynı hayatı yaşamayan, senin hayata baktığın pencereden bakmayan insanların seni eleştirmesi ve garip biriymişsin gibi bakması garip.     Bir arkadaşım "hayatta başkalarının sana yaptığı çoğu eylem, çoğu insan affedilebilir" dedi. Bu cümle üzerine düşündüm.      Mevlana'nın bir cümlesi geldi o an aklıma. Mevlana : “Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan geç. Benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi ama, o zaman beni yargılayabilirsin.” der.        Sahi insan neyi affedemez?    Herkesin affedemediği kişiler ve olgular vardır. Ve herkes gibi benimde kırmızı çizgimin olduğu konular var.    Senin için önemli olmayan olayı ben yaşadıysam ve bu benim kırmızı çizgim ise karşımdaki insanı affedemeyebilirim.    Hatta düşünüyorum da insan denilen varlığın...