İnsan bu çağda ne aradığını, neyle karşılacağını, nasıl yaşayamak istediğini tam olarak bilemiyor, bilmek istiyor ancak gerçekler tatlı da olsa acı da olsa yüzleşmekten korkuyor.
Sahi neden iyi kötü şeylerle yüzleşmekten korkarız. Tam anlamıyla gerçek benliğimiz nedir ? Hatta karşılaştığımız durumlarda bazen nasıl tepki vermemiz gerektiğini de bilemiyoruz.
Çevremizde bir çok insan tam olarak nelerden hoşlandığını, nasıl mutlu olmak istediğini bilmiyor. Hep hayattan beklentiye giriyor, daha çok para, daha çok özgürlük, daha çok sevilmek. Olmayanı hayal ediyor, bulunduğumuz durumdan zevk almak yerine hep ileriye dönük hayaller kurarak anı kaçırıyoruz. Bu sebeple kendimizi sorgulamaktan da çekiniyoruz.
İşte bu blog da böyle doğdu: birikmiş duyguların, yaşanmışlıkların, sorgulamaların ve bazen de sadece bir iç çekişin sonucu.
Kendimi tanıtarak başlayayım. 40 yaşındayım. Hayatım boyunca bir çok rolün içerisinde buldum kendimi. Evlat, kadın, sevgili, dost, arkadaş.... Her birinde ayrı ayrı öğrendim, yanıldım, ağladım, mutlu oldum, güldüm, eğlendim. Şimdi ise duygularımı paylaşmak istiyorum, bildiğim tanıdığım insanlarla değil sizlerle. Çünkü biliyorum ki hiç tanımadığın insanlara belki ışık, belki de aynı yaşantıya sahip dost kazanabilirsin.
Bu blog; içtenliklerle yazılmış satırlarla dolacak, 40 yaşıma kadar nasıl bir hayatta yaşadım, aslında şu anki konumumdan aşağıda ya da yukarıda olsam nasıl bir duygu durumunda olurdum, bunları birlikte sorgulayacağız. Dertleşeceğiz, güleceğiz, birlikte gezip bazen de birlikte düşüneceğiz.
Çünkü biz birlikte ulaşamadığımız mutluluğa ulaşmış olacağız.

Eline yüreğine sağlık, harika olmuş
YanıtlaSilsizi okumak çok keyifli olacak. :)
YanıtlaSil