Ana içeriğe atla

Karagöl Milli Parkı - Ankara - Çubuk

Yukarıdaki fotoğrafın güzelliğine bakar mısınız?

 Bu fotoğrafı Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Karagöl Milli Parkında çektim.

Ankara il merkezine 68 km ve Çubuk ilçesine 28 km uzaklıktadır. Belediye otobüsleri de belli saatlerde otobüs seferi düzenlenmektedir. Hatta burada piknik imkanınız da mevcuttur.


 

Birçok insan Ankara’yı soğuk, donuk binalardan oluşan taş yığını olarak dile getirir. Halbuki mesele şehir değil, insanın bulunduğu yerde hayatını kendisinin güzelleştirmemesinden kaynaklanmaktadır.

İnsan neden hayatındaki olumsuzluklarda kendisi yerine çevreyi kötüler ki ? Kötü şehir, kötü mahalle, kötü insanlar, kötü kötü kötü...

Halbuki hepimiz yaşadığımız olaylarda “böyle davranmak yerine şu şekilde davransaydım sonuç yine aynı olur muydu?” sorusunu sorsak belki de olayın sonucunu olumlu sonuçlandırabiliriz. Bu hepimiz için geçerli.


            Şimdi aynı yerin başka fotoğrafına bakalım. Benim bu hayatta en çok sevdiğim şey mavi ve yeşilin bir arada bulunması. Sizce de insana huzur, dinginlik vermiyor mu? Doğada bulunmak bambaşka. Eğer ulaşım sıkıntınız varsa mahallenizde bulunan belediye parklarına gidin. Hiç düşündünüz mü en son ne zaman oraya gittiniz, ya da hiç oraya gidip oturdunuz mu?  

      Ben bu hayatta doğanın verdiği huzuru hiçbir insanda bulamadım. Eğer siz bulduysanız bana da söyler misiniz?

    



              


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hoşgeldim, hoşgeldiniz.

     İnsan bu çağda ne aradığını, neyle karşılacağını, nasıl yaşayamak istediğini tam olarak bilemiyor, bilmek istiyor ancak gerçekler tatlı da olsa acı da olsa yüzleşmekten korkuyor.       Sahi neden iyi kötü şeylerle yüzleşmekten korkarız. Tam anlamıyla gerçek benliğimiz nedir ? Hatta karşılaştığımız durumlarda bazen nasıl tepki vermemiz gerektiğini de bilemiyoruz.       Çevremizde bir çok insan tam olarak nelerden hoşlandığını, nasıl mutlu olmak istediğini bilmiyor. Hep hayattan beklentiye giriyor, daha çok para, daha çok özgürlük, daha çok sevilmek. Olmayanı hayal ediyor,  bulunduğumuz durumdan zevk almak yerine hep ileriye dönük hayaller kurarak anı kaçırıyoruz. Bu sebeple kendimizi sorgulamaktan da çekiniyoruz.  İşte bu blog da böyle doğdu: birikmiş duyguların, yaşanmışlıkların, sorgulamaların ve bazen de sadece bir iç çekişin sonucu. Kendimi tanıtarak başlayayım. 40 yaşındayım. Hayatım boyunca bir çok rolün içerisin...

İnsan, insanoğlu, yaşanmışlıklar, hayata bakış açısı

      İnsanoğlu ne garip!   Seninle aynı hayatı yaşamayan, senin hayata baktığın pencereden bakmayan insanların seni eleştirmesi ve garip biriymişsin gibi bakması garip.     Bir arkadaşım "hayatta başkalarının sana yaptığı çoğu eylem, çoğu insan affedilebilir" dedi. Bu cümle üzerine düşündüm.      Mevlana'nın bir cümlesi geldi o an aklıma. Mevlana : “Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan geç. Benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi ama, o zaman beni yargılayabilirsin.” der.        Sahi insan neyi affedemez?    Herkesin affedemediği kişiler ve olgular vardır. Ve herkes gibi benimde kırmızı çizgimin olduğu konular var.    Senin için önemli olmayan olayı ben yaşadıysam ve bu benim kırmızı çizgim ise karşımdaki insanı affedemeyebilirim.    Hatta düşünüyorum da insan denilen varlığın...

1 Mayıs işçi bayramı - Antalya ili Konyaaltı ilçesi Beach Park

 Bugün 1 Mayıs işçi bayramı.                 Bir kesim bugün çalışırken bir kesim tatil yapıyor. Ben  ise tatil yapanlardanım. Şuan bu satırları Antalya ili Konyaaltı ilçesi Beachpark'tan yazıyorum.                   Yukarıdaki fotoğrafı da şimdi çektim. Hayatta en çok sevdiğim şeyler motor sürmek, kahve içmek, yazmak ve kitap okumak. . Tabi ki her zaman bu sevdiğim etkinlikleri yapmam mümkün olmuyor.  Yaşamak için aç kalmamamız, aç kalmamak içinde işimize sıkı sarılmamız gerekiyor. :o)                   Hava durumu bugün için %100 yağmur gösteriyordu, yolların kapanacağı hususunda ise uyarı geldi, ama gene de riske alıp motorumla sahile geldim, hava çok rüzgarlı olsa da sahilde bir kafede oturmayı seviyorum.               Eskiden olsa asla tek başıma dışarı çıkamaz,  ya...